Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

wmt Joomla Module

El Sanatları

LÜLETAŞI İŞLEMECİLİĞİ

1940’lı yıllarda gelişmeye başlayan Lületaşı işlemeciliği 1950’li yıllardan başlayarak bir el sanatı olarak kendini göstermeye başlar. Önceleri yalnızca pipo yapımı konusunda gelişme kaydeden Lületaşı, kolye, bilezik, küpe ve biblo gibi süs eşyalarında da aranılan bir taş olmaya başlamıştır.

Lületaşı ustalarının Lületaşının bulunuşu ve ilk kuyunun açılışı ile ilgili anlattıkları bir hikayeye göre bir gün çobanın biri koyunlarını otlatırken dinlenmek için bir ağacın altına oturur. O sırada bir köstebeğin topraktan beyaz taş parçalarını çıkarmaya çalıştığını görür. Çoban taş parçasını eline alır, çakısıyla yontmaya başlar ve bir peri kızı çıkarır ortaya. Kız dile gelir “-Yaktın beni insanoğlu” diye bağırarak delikten içeri girip kaybolur Çoban da arkasından gider ve kızı ararken derin bir çukurun içinde ölür. Böylece ilk kuyu açılmış olur. Bu hikayeye göre lületaşı ustaları da kendi pirlerinin Köstebek olduğuna inanırlar.

Toprağın 1 metre altından başlayarak 140-150 metre altına inen kuyulardan oldukça güç koşullarda çıkarılan Lületaşı, diğer adıyla Eskişehir taşı beyaz renkte olup gözeneksiz ve hafif olması aranan özellikleridir. İyi nitelikte taşlar “Boz” ve “Devetüyü” adı verilen topraktan çıkarılır.

Eskişehir’in Sarısu, Yenişehir, Türkmentokat, Gökçeoğlu, Karaçay, Söğütçük, Margı, Sepetçi, Nemli, Kümbet, Yeniköy, Kepeztepe, Karahöyük ve Başören köylerinden çıkarılan lületaşı büyüklüğüne göre sıralanarak yapılacak eşyanın türü seçilir. Yalnızca kolye ve tespih yapılabilen en küçük boy lületaşına “Dökme” denir. Küçük boy pipo yapımında “Orta”, orta boy pipo yapımında ise “Daneli” kullanılır. Büyük boy pipolar “Pamuklu” dan yapılır. Taşın büyüklüğü on pamuklu boyuna eriştiğinde “Birimbirlik” adını alır. En büyük boy taşa ise “Sıramalı” adı verilir. Ancak nadiren bulunan ve 30 ile 80 pamuklu boyları arasında değişen taşlara da rastlanır. Bunlara ise “Omuzlama” ve “Budama” denir.

Taş işlemesinde “Tahra” adı verilen keski ile taşın dış yüzeyi temizlenir. “Kaba Bıçak” ile pürüzler giderilir ve yapılacak eşyaya göre yontulur. Bu işleme “Saykalı” adı verilir. İşlemeyi kolaylaştırmak için ıslatılan taş üzerinde “İş Bıçağı” ile taslak çıkarılır. “Sıyırgı” ile yüz düzeltilir, gözler açılır. “Sakal Tarama Bıçağı” ile sakal taranır. “İskarpile” ile piponun tütün konulacak yeri oyulur. Pipo elektrikli fırına kurutulmaya konur. Kuruma süresi iki saattir. Kurutulduktan sonra, matkapla piponun ağız deliği delinir. “Kılavuz” ile ucuna sap takmak için diş açılır. Zımparalanıp düzeltilen taş, eritilerek beyazlatılmış kaynar haldeki balmumu cilaya atılır. Taşın cinsine göre birkaç dakika bekletilir. Ciladan alınan pipo soğuyunca bezle kurulanır rötuşlanıp kadife bezle parlatılır ve sap takılır.

Pipolar üzerindeki desenler ve figürler çok çeşitlidir. Baş figürlü pipolardan Osmanlı başları (Sarıklı, Barbaros, Betaşi, Sultan, Fesli, Efebaşı ve Mihrace...),Arslan Başı, Baküs Başı, Genç Kız Başı en çok kullanılanlardır. Bunların yanısıra stilize hayvan figürleri, soyut şekiller üzerinde değişik desenler, Romalı Asker, Denizkızı, Fil, At, Kartaltırnağı ve El figürleri ile birlikte tanınmış kişilerin başlarına da rastlanır.

Lületaşı işlemeciliği alanında son yıllarda verilen önem doğrultusunda 1989 yılında açılan Lületaşı Meslek Okulu’nun da bu sanata katkılarını unutmamak gerekir.

ALPU GÜMÜŞ İŞLEMECİLİĞİ

Son yıllarda gün ışığına çıkarılan Alpu ilçesindeki bu önemli el sanatı evlerde aileler arasında sürdürülmektedir. İşlemelerde geleneksel Türk ve Osmanlı desenlerinin yanısıra Osmanlı Padişahlarına ait tuğra ve mühürlerin illüstrasyonları da kullanılmaktadır.

Gümüşten yapılan eşyalar arasında kama, tütün tabakası, kamçı, enfiye kutusu, at koşum takımları süsleri, ağızlık, bilezik, muskalık, kemer, kolye, yüzük, küpe, kravat iğnesi, tabanca kabzası, yaka iğnesi, kol düğmeleri, çeşitli rozetler bulunmaktadır. Bu eşyalar üzerinde işlenen desenleri oluşturma işine “SAVAT” adı verilir. Savat kurşun, gümüş, bakır ve kükürt karışımından oluşan bir çamurdur. Cilalanarak parlatılan gümüş eşya üzerine oyma kalemleriyle işlenerek oyulan desenlerin üzerine savat çamuru doldurularak eşya ateşe tutulur. soğuduktan sonra eğe ve zımpara ile tesfiyesi yapılıp keçe cilası ile parlatılarak satışa sunulur.


DOKUMACILIK

Yerleşik yaşama geçmiş olan Yörük ve Türkmen köylerinde kilim, cicim, zili, sumak ve pala dokumacılığı ile heybe, çuval, yastık yapımı oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle Sivrihisar ilçesi Kuzuören. İlyaspaşa, Yörme, Holanta Köyü Türkmenleri, Günyüzü Türkmenleri, Han Kasabası ile Seyitgazi-Kırka Karakeçili Türkmenlerinin kilim dokumaları ilginçtir.

Kilim dokumacılığı son derece özgürdür. Türkmen deyişiyle “Halı işi deli işi, Kilim işi kimin işi” sözü, kilim dokumacılığının özgürlüğünü vurgulamaktadır. Kilim dokumacılığında önceden hazırlanan bir model bulunmaz. Ancak gelenek kalıpları içerisinde ve dokuma anıda, desenlerin özelliğine göre dik ve yan taşmalar yapılıp boşluklar doldurularak çalışılır. Halıda olduğu gibi sıra takibi yapılmaz.

Yörede kilim benzeri el dokumaları arasında yer alan cicim, zili, sumak... gibi değişik biçimlerdeki süsleme teknikleri de geliştirilmiştir.

Cicimde, gergin çözgü iplik sistemi üzerine bezayağı zemin örgüsü işlenirken, renkli ekstra iplikler çözgü üzerinden belirli atlamalarla desenleri meydana getirirler.

Zili dokumada, bezayağı zemin örgüsü üzerine renkli iplikler, deseni oluşturacak biçimde, belirli atlamalarla işlenir. Yüzeyde deseni işleyen iplik, dokumanın arka yüzüne geçer ve o renk motifi yüzeyde tekrar işleyinceye kadar bağlantısız durur.

Sumak, gergin çözgü iplikleri üzerine renkli ipliklerin dolanarak desenleri oluşturduğu bir dokuma çeşididir.

Bu dokumalardan ihtiyaca göre de çuval, yastık yüzü, hurç, heybe, yatak örtüsü ve sedir örtüsü hazırlanır.

Bu dokumaların üzerlerindeki desenler de değişik adlar alırlar: İskambilli, Karakilim, Gülbudağı, Gelintaşı, Elibelinde, Atkaçtı, Akrep, Koçboynuzu, Kocabaş, Parmak, Merdiven, Ejder, Pençe, Çomça, Top, Ayna ve Bıtrak...gibi.

Son yıllarda ilimizde kilimciliğin geliştirilmesi amacıyla Seyitgazi-Kırka, Çifteler-Han ve Sivrihisar-Kayakent’te kilim dokuma okulları açılmıştır.

İşlemecilik: Eskişehir’de işleme sanatı oldukça ileri düzeydedir. Seyitgazi ve yöresindeki boncuk oyaları, tığ oyaları ve mekik oyaları anılmaya değer niteliktedir. Bu oyalara harcanan boncuk sayıları bazen 75 dizi gibi şaşırtıcı düzeylere varır. Sümbül, karanfil, gül, lale, domates.biber gibi meyve ve sebze motifleri biçiminde işlenen oyalar, yerel olarak çok çeşitli adlar alırlar; arap küpesi, müren kirpiği, çitirik, tırtıl kurdu, mini etek, saray süpürgesi, piliç ayağı, barak oya, hanım çantası, altmış akıl yetmiş fikir, saat kordonu, maydanoz yaprağı, peri bacaları, gelin tacı, subay sırması… gibi. Bu oyaların her birinin de yöredeki genç kızlar tarafından yapılmış ayrı ayrı manileri var:

“Oyalarım dizi dizi

Seni andım peri kızı

Yazıklar olsun sana

Yine aldattın bizi.”

“ Oyalı da yazma yakışmaz mı güzele

Yana yana benzim döndü gazele

Ben ölürsem sen yarini tazele”

Oya işlemeciliğinin yanı sıra dantel, kanaviçe, sarma, gergef, hesap işi, Türk işi, İğne ucu işlemeleri, yöre genç kızlarının el hünerlerinin ürünleridir.

Eskişehir ve yöresinde çorap işlemeciliği de yaygındır. Yörede işlenen çorapların motiflerine ve işleme biçimlerine göre değişik adlar verilir. Bunlar sümbül, karanfil, lale, papatya, su yolu, gibi çiçeklerin yanı sıra özellikle gül motiflerinin işlendiği çoraplar Sivrihisar yöresinde oldukça değer taşır. “Ak çoraplar” özelliği taşıyan bu çoraplar beyaz ya da krem renginde olup genellikle ajurların konçlarda yer aldığı çoraplardır. Bu çorapların ajurlu olmasının nedeni çorabı tek düzelikten kurtarma amacını taşır. Böylece çorap desenli ve dekoratif bir görünüme sahip olur. Üzerindeki desenlerde bulunan işlemelerin biçimlerine göre; arpalı, baklava dilimi, sığır suyu, sıçan dişi, sineli, terleme, elmas eli,düz örgü, kestane kabuğu, İngiliz iğnesi, süpürge sapı, bal peteği, fincan göbeği, sarhoş yolu, bıçak burnu gibi adlarla anılırlar.

Bunun dışında, Dağküplü bez dokumacılığı ve İnönü’de geleneksel kıyafet olarak adlandırılan sarka işçiliği halen sürdürülmektedir.


ÇÖMLEKÇİLİK

Atalardan kalma çömlekçilik mesleğini sadakatle yürüten insanı sayesinde Eskişehir iline bağlı Mihalıççık ilçesi sorkun köyü, çömlekçilik adına önemli bir yerdedir.

Sorkunlular çömlekçilik mesleğine karşı ilgilerini tarih boyunca hiç azaltmadan devam ettirmişlerdir. Endüstri çağının etkisi altına girmeyerek ellerindeki değerin farkına varmışlar ve neolitik dönemde uygulanan teknikle yöresinden çıkardığı kızıl ve ak topraktan oluşturdukları çamuru şekillendirerek ve aynı dönemin yöntemiyle açıkta pişirerek, toprağı altın ışıltılı çömleklere dönüştürmüşlerdir. Patates ve büyükbaş hayvan yetiştirerek geçim kaynaklarını çeşitlendiren sorkun köylüsü, en gencinden en yaşlısına kadar çömlekçilikle uğraşmaktadır. Atölye ev diyebileceğimiz bu hanelerin hemen tümünde çömlek yapımına tanık olabilirsiniz. Karasal bir iklimin hakim olduğu bu köyde, sadece yaz aylarında çömlekçilik yapılır. Köylerine gelen yerli ve yabancı turistlere alışık olan sorkunlular gelen konukları Türk misafirperverliğine yakışır şekilde ağırlarlar.

Madenler


Bor-Boraks: Eskişehir Bor Mineralleri açısından zengin yataklara sahiptir. Seyitgazi İlçesi Kırka Bucağı Sarıkaya mevkiinde boraks yatakları bulunmaktadır. Boraks kütlesinin en fazla bulunduğu alan Sarıkaya köyü çevresidir. Boraks: Cam, seramik, lehim ve borikasit üretiminde, jet füze yakıtlarında, ateşe dayanıklı cam mutfak ve labaratuvar malzemeleri yapımında, cam elyaf, kimya, ilaç ve kağıt sanayinde kullanılmaktadır.

Bölgemizdeki Bor tuzları rezervi 174.722.103 ton olarak tespit edilmiştir. Türkiye çok büyük bir bor üreticidir. 1993 yılı rakamlarına göre dünya üretimi 2.794.000 ton iken, Türkiye üretimi 1.241.000 ton olarak gerçekleşmiştir.Türkiye üretiminin ise 620.000 ton’u Kırka’dan sağlanmıştır. Bor mineralleri Türkiye için çok önemlidir. Ülkenin toplam maden ihracat gelirinin %50 ‘si borla karşılanmaktadır.


Perlit: Perlit inci taşı anlamına gelen grinin tonlarından siyaha kadar değişik renklerde camsı volkanik bir kayadır. Perlit kayası kırılarak 0-2,5 mm lik değişik aralıklı eleklerden geçirilerek tasnif edilir.Tasnif edilmiş perlitin 850-1150 derecedeki alev şokunda bünye suyunu kaybederek, patlama sonucunda tane hacminin 35 misline kadar büyümesi haline genleştirilmiş perlit denir. İlimizde Merkez İlçe ve Seyitgazi İlçelerinde perlit yatakları mevcuttur. Kırılmış, elenmiş ve genleştirilmiş perlitin kullanıldığı alanlar şunlardır:

İnşaat Alanında; Perlit sıvaları, perlit agregalı hafif yalıtım betonu, perlit agregalı hafif yapı elemanları, ısı ve ses yalıtım betonu, ısı ve ses yalıtıcı yüzey panoları ve özel amaçlı perlit betonları yapımı,Tarım Sektöründe; Mantar yetiştiriciliğinde, bahçecilik ve seracılıkta, çim sahaların canlılığının korunmasında, tarla ziraatinde, Sanayi Sektöründe; Metalurji alanında, katkı maddesi olarak seramik ve cam üretiminde, dolgu maddesi olarak ilaç ve kimya alanında, sıvılaştırılmış doğalgaz tanklarının sıcağa karşı korunmasında, yardımcı madde olarak süzme işlemlerinde, su kaçaklarının önlemek üzere petrol sondaj çamurunda, petrol ve diğer kimyasal atıklarla kirlenmiş ortam suyunun temizlenmesinde, montaj işlerinden doğan titreşimlerin azaltılmasında, yangın ortamına girebilecek değerli çelik eşyanın yalıtılarak sıcağa karşı korunmasında kullanılır.


Lületaşı: Lületaşı, Türkiye’de Orta Anadolu’da yalnız Eskişehir’de bulunan değerli bir taştır. Beyaz altın, Deniz köpüğü ve Eskişehir taşı gibi adlandırmalar lületaşının değerini, rengini, çıkış merkezini ve ağırlıkla kullanıldığı yerleri anlamlı bir biçimde ortaya koymaktadır.Eskişehir’in tanınmasında önemli rolü olan lületaşı yatakları şehre değişik uzaklıktaki Sarısu, Yenişehir; Türkmentokat, Gökçeoğlu, Karaçay, Söğütçük, Kozlubel(Margı), Sepetçi, Nemli, Kümbet, Yeniköy, Yörükçayır, Kepeztepe, Başören, Karatepe ve Karahöyük Köylerinde bulunmaktadır. Lületaşının özellikleri ve kullanıldığı yerler şöyle sıralanabilir:

pipo, ağızlık, kolye, bilezik, küpe, iğne, saksafon, nargile, tespih, cami maketleri, leke çıkarmada, elektrik makineleri ve motorlu ulaşım araçları için de katalizör yapımında ve Otomobil sanayinde ise motorla ekzos borusu arasına emici olarak nohut yada mercimek iriliğinde parçalanarak yakıt temizlemede kullanılır. Lületaşının bu özelliğinden ülke ekonomisinde da yararlanılmaktadır. Füze ve öbür uzay araçlarının başlık iç kaplamalarının yalıtılmasında da kullanılır.


Manyezit: Manyezit içeren alanlar Eskişehir, Kütahya ve Konya bölgelerindedir. En yüksek kaliteli manyezit Eskişehir-Kütahya arasında bulunmaktadır. Bu bölgede kazanılabilir tüm manyezit rezervi 5-10 milyon ton civarındadır. 1963 yılında kurulan MAGNESİT A.Ş. Eskişehir’e 30-35 km uzaklıkta Nemli Köyünü’nün kuzeybatısındadır. Magnesit A.Ş.’nin 5 tane ocağı bulunup bunlar; Koçbal, Kömürlük, Tutluca, Bahtiyar ve Beylikova ocaklarıdır. Bu ocaklardan yıllık 350-400 bin ton ham cevher üretilmektedir. Yıllık 35 milyon $’lık ihracat yapılmaktadır.Sinter manyezit üretiminin hemen hemen tamamına yakın kısmı refrakter endüstrisinde bazik refrakter tuğla monolotik malzeme olarak tüketilir. Bazik refrakter tuğla metalürji Sanayinde fırınlar, çimento döner fırınları ve çelik endüstrisinde toplam üretimin en az %70’i oranında tüketilmektedir. Tarım Endüstrisinde, İnşaat Sektöründe, İlaç endüstrisinde ve tıpta, genel kimya endüstrisinde, lastik ve plastik endüstrisinde, kağıt endüstrisinde, otomotiv yağlama yağlarında kullanılmaktadır.


Kalsedon: Brezilya, Nijerya ve Türkiye’de bol olarak bulunan kalsedonlar, sıcak mavi veya parlak beyazdır; menekşe renkliler veya kımızımsı morlar istisnadır. Kalsedon Türkiye’de en çok Batı Anadolu’da bulunmaktadır. 1996 verilerine göre arama hakkı sayısı 73 olup, bunun 50’si Eskişehir’de, 6’sı Bursa’da, 5’i Çanakkale’dedir. Eskişehir ve Bursa’daki 7 işletme sahasında üretim yapılmaktadır. Türkiye’nin kalsedon üretiminin, yaklaşık 50 bin ton olduğu söylenebilir. Kalsedonlar,seramikdeğirmenlerinde vazgeçilmez bir madde olarak kullanılmaktadır. Ayrıca süs eşyası yapımında da kullanılır.

Krom: Dericilikte ve tekstil sanayide, Kromaj adı verilen kaplamacılıkta, boya endüstrisinde pigment olarak, Paslanmaz çelik üretiminde,Korozyonu engellemek amacı ile kaplamacılıkta,Katalizör olarak,Ateşe dayanıklı tuğla üretiminde kullanılmaktadır. Mihalıcçık İlçesi Kavak ve Bahtiyar köyleri ile Merkez İlçeye bağlı Gündüzler, Kireç, İmişehir, Kuzfındık, Yeşilköy ile Sivrihisar İlçesi Bahçecik ve Dumluca köylerinde önemli Krom yatakları bulunmaktadır. Korm rezervi 1.336.168 ton olarak ölçülmüştür.


Toryum: 1828 yılında Jöns Jacob Berzelius tarafından keşfedilen ve periyodik tabloda aktinit serisinin ikinci üyesi olan toryum, yer kabuğunun %0,0007'lik kısmını oluşturmaktadır. Toryum, uranyum gibi doğada serbest halde bulunmayıp 60 civarında mineralin yapısı içinde yer almaktadır. Bunlardan sadece monazit ( (Ce, La, Nd, Th, Y)PO4) ve torit ( (Th, U) SiO4) toryum üretiminde kullanılmaktadır. Bu mineraller de genellikle nadir toprak elementleri (NTE) ile birlikte bulunmaktadır.


Torit (Kristal) Torit : Toryum, yüksek sıcaklıklarda magnezyumun direncini artırmak amacıyla alaşımlarda, Elektronik cihazlarda ve aydınlatmada tungsten filamanların kaplanmasında, Yüksek ısıya dayanıklı potaların yapımında, Yüksek kaliteli kamera merceklerinde, Nükleer teknolojide kullanılmaktadır.

Toryum tek başına nükleer yakıt olarak kullanılamaz. Fertil bir izotop olan Th-232'nin bir nötron yutarak fisyon yapabilen bir izotop olan U-233'e dönüştürülmesi gerekir. Th-232'nin düşük enerjili nötronlarla tepkimesi (nötron yutumu) sonucunda önce daha az kararlı olan Th-233 oluşmaktadır. Th-233 ise, 23 dakika içinde, bir beta parçacığı yayarak Pa-233'e (protaktinyum) dönüşmektedir. Pa-233, 27 gün içinde, yarılanma süresi 163.000 yıl olan fisil U-233'e dönüşmektedir. Böylece aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi Th-232, U-235 veya Pu-239 gibi başka bir fisil maddeyle üretkenlik döngüsüne başlamaktadır.

Toryum - uranyum karışık yakıtlar, uranyum yakıtına göre daha az plütonyum üretir. Ayrıca yüksek yanma oranında çalışabilir, bu da yakıtın reaktörde kalma süresini yani yakıt yeniden yükleme periyodunu uzatarak tesis kapasite faktörünün artmasına katkı sağlar.

Toryumlu yakıt denemeleri 1960 yıllarının ortalarında başlamış olmasına rağmen güç reaktörlerinde kullanılmasına 1976 yılında başlanmıştır. Almanya, Hindistan, Japonya, Rusya Fed., İngiltere ve ABD'de araştırma/geliştirme çalışmaları bulunmaktadır.

1959 yılı sonlarına doğru MTA tarafından havadan prospeksiyonla bulunan radyoaktif anomali üzerinde uranyum ve toryum için etütler yapılmış ve Sivrihisar ilçesinin kuzey batısında Kızılcaören, Karkın ve Okçu Köyleri arasında 15 km2'lik bir sahanın toryumun yanı sıra Nadir Toprak Elementleri (NTE) de içerdiği saptanmıştır. MTA tarafından yapılan çalışmalar sonunda 1977 yılında, "Eskişehir-Sivrihisar-Kızılcaören Köyü Yakın Güneyi Bastnazit-Barit-Florit Kompleks Cevher Yatağı" Nihai Etüt Raporu hazırlanmıştır. Bu rapor sonuçlarına göre bölgedeki cevherin ortalama tenörü %0,2 ThO2 olup, toplam rezerv yaklaşık 380.000 ton civarındadır. Toryum ihtiva eden Eskişehir-Sivrihisar cevher yatağındaki, Yaylabaşı ve Kocayayla sektörlerinde yeterli sayıda sondaj yapılamadığından bu bölgelere ait kesin rezerv tespiti mevcut değildir. söz konusu sahada (Eskişehir-Sivrihisar) yaklaşık 380.000 ton görünür ThO2 ve önemli miktarda nadir toprak elementi rezervi belirlenmiştir. 2003 yılı için DPT'ye verilen "Eskişehir Sivrihisar yöresi Kompleks Cevherinde Bulunan Mineraller ile Nadir Toprak elementleri ve Toryumun Ayrılma/Saflaştırma Teknolojisinin Geliştirilmesi" konusunda TAEK'in koordinatörlüğünde ETİ-Holding A.Ş ve MTA Genel Müdürlüğü ile birlikte yürütülecek proje teklifinin kabul edilmemesi üzerine bu kapsamda yürütülecek olan faaliyetlerden;Eskişehir-Beylikova kompleks cevherinden florit, barit konsantreleri ile nadir toprak elementlerinin ayrı ayrı oksitleri halinde ve toryum oksidin kazanılmasının amaçlandığı çalışmaların ETİ-Holding A.Ş nin 2003 yılı yatırım programında yer alan 1991.B.01.0050 nolu "Nadir ve Soy Metaller" Projesi altında TAEK, MTA ve ETİ-Holding tarafından ortaklaşa yürütülmesine karar verilmiştir. Bu çalışmalar sonucunda elde edilmesi planlanan toryum oksidin, ayrılma/saflaştırma teknolojisinin geliştirilmesi ile enerji sektöründe kullanılabilirliği araştırmalarının ise Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Yatırım Projeleri arasında yer alan "Nükleer Yakıt Teknolojisi Geliştirilmesi" projesi kapsamında yürütülmektedir.